W3vina.COM Free Wordpress Themes Joomla Templates Best Wordpress Themes Premium Wordpress Themes Top Best Wordpress Themes 2012

Otobiyografi

Annem anlatıyor, çok karlıymış İstanbul 1981 yılının 14 Ocak’ında…

Ama içini ben ısıtmışım…

1988-1992 arası evimden yürüyerek gittiğim ilkokulumda sınıftaki erkekleri örgütleyip ağaçlara ve okulun çatısına tırmandırdığım; kundaklık arkadaşımla okulun öğretmenler odasında başlattığımız yangın yüzünden az kalsın okulumu küle çevirecek olduğum; derste arkamdaki çocuklara fıkra anlatırken öğretmenin “Kalk ayağa ve en son cümlemi tekrar et!” sorgusu üzerine, son cümleyi noktasından virgülüne hatasız tekrar edebildiğim için uzaylı olabileceğim yönünde bir takım rivayetler var… Annem, tüm bu yaramazlıklarıma rağmen bütün derslerimin hep pekiyi olduğunu söylüyor… İnanmadım, açtım baktım karnelerime. Haklıydı… Bu başarımın sırrı, annemin kusursuz ve sekmez bir disiplinle derslerimde başarılı olmam için hep arkamda olmasıydı…

1993’te Doğuş Koleji’ne başladım. Duruldum nedense. Şöyle bir iç dünyama döndüm. O yıllarda tanıştığım  Özdemir Asaf, Orhan Veli Kanık ve Oktay Rifat mıydı beni içime döndüren bilemiyorum. İlk şiirimi 1994’te matematik dersinde yazdım… “Şair Ekonomist” kaderim o an örülmüştür sanki… İlerleyen yıllarda tenefüslerde, bazen çaktırmadan ders aralarında, bazen yemekhanede, bazen okulun hentbol takımı ile çıktığım maçların öncesinde soyunma kabininde, bazense eve dönerken okul servisinde durmadan şiir yazdım. Liseye kadar 3 tane şiir defterim oldu. Her biri sanki birer kitapmışçasına “önsözlü” 🙂

Lisede, Attila İlhan, Nazım Hikmet, Birhan Keskin, Yılmaz Odabaşı, Murathan Mungan başta olmak üzere pek çok şairin yazdığı başucu kitaplarıyla doldu odam. Ancak hayatımın şairi Sunay Akın’dı… Bütün kitaplarından bende 2 tane vardır. Bir tanesi altını çizmekten ve notlar almaktan harap olmuş, diğeri ise tertemiz. Hediye ettiklerimi ise saymasam daha iyi. 🙂

Lise son sınıftayken edebiyat öğretmenlerimden Ahmet Çakır, Handan Avcı ve Yılmaz Yeşildağ neden bir şiir kitabım olmadığı konusunda beni düşünmeye sevk ettiler. Bu fikri neredeyse “komik” bulacak haldeydim. Şiirlerimi hep hayalî şiir kitaplarında toplamış biri olarak, bir gün bu hayalin gerçek olabileceğini doğrusu hiç hayal etmemiştim!

1999 Eylül’ünde 14 ile 18 yaş arasında yazdığım şiirlerimden oluşan ilk kitabım, Kayıp Cennetin Masalı yayımlandığında, kendimi gerçekten de cennette, bir masalın ortasında buldum. Yayınevinden kitaplarımı alıp eve dönerken, arabanın kapısına para istemeye gelen küçük kıza pas vermeyince, kızın kitabımı işaret ederek “O zaman o kitabı ver!” deyişini hiç unutamıyorum. 🙂 Kitabımı göğsüme bastırarak alelacele arabanın camını kaldırmıştım. Zorla onu benden alacak diye korkmuştum. 🙂 Keşke yeniden karşılaşsak da ona kitabımı verebilsem diye hayıflanıyorum şimdi… Keşke bütün dilenciler para yerine kitap isteseler… Yerlerde sürünen kitap okuma oranımıza da faydası olurdu hem…

Tüyap’ta “hayranlarım”la buluştuğum anı da unutamıyorum. Neden mi? Çünkü imza günüme sadece arkadaşlarım gelmişti. 🙂 Şimdi gülüyorum ama o zamanlar üzülmüştüm. Küçücük bir kızın masallarından ördüğü dünyasını anlatan şiirlerinden herkes bihaberdi…

O sıra Doğuş F.M’de kitabımla aynı adı taşıyan bir programın yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlendim. Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nde kazandığım bursla ekonomi okumaya başladım. 10 senedir oynadığım hentbol’u, takımımın 1. lige yükselmesi ve artık paralı oynayacak olmam sebebiyle bıraktım. Tiyatroya yönelerek 2 sene boyunca oyunculuk eğitimi aldım. Gyula Hay’ın yazdığı “At” isimli oyunu Türkiye’nin dört bir yanında sergiledik. Orta yaşlarda, zavallı eşeği Milonya ile yaşayan geliri sağlam bir meyhaneci hatunu canlandırmıştım.

2004’te mezun oldum. Hiç bana göre olmasa da artık bir ekonomist olmuştum. Ama Türkiye ekonomisi nasıl düzelir halen bilemiyorum…  Mezun olduktan sonra, varolan ispanyolcamı geliştirmek ve staj yapmak için 3 aylığına İspanya’ya gittim. Bir şarap firmasının ihracat bölümünde staj yaptım ama ürettikleri şarapların tadını hiç bilmedim. 🙂

Bütün bu süreç içerisinde yine çekmeceler dolusu şiir yazıp biriktirdim. 2005’te radyodaki yeni programım Gül’ün Masalı’yla edebiyat ve müzik alanlarında kendini kanıtlamış nice sanatçıyı ağırladım. İlk şarkı sözü denememi de yine bu yıl yazdım. Besteci arkadaşım Ahmet’le önce demo ve daha sonra profosyonel stüdyo çalışmaları yaptık. Bir yandan gitar ve temel müzik eğitim dersleri alırken, kendi bestelerimi de yapmaya başladım. Konuyu biraz daha derinleştirip müzik prodüksiyonu ile ilgili özel eğitimler de aldım. 2015 Nisan ayında ise uzun zamandır üzerinde çalıştığımız Ahmet Korukçu’nun Bir Şarkının Köşesine Oturdum Ağladım isimli albümü yayınlandı.

Stüdyo çalışmaları dışında reklam cıngılları da yazdım ve seslendirdim. Kendi kurduğum stüdyoda bugüne kadar battaniyeden salçaya pek çok ürünün cıngılını besteledim. İzmir’in 2011’deki en büyük konut projesi olan Park Yaşam Mavişehir evlerinin reklam cıngılını yazıp seslendirdiğim gibi bu projenin tanıtım kataloğunun metin yazarlığını da yaptım.

Bunların ötesinde, arkadaşım Kadri Karahan’ın edebiyat ve müzik ağırlıklı internet dergisinde köşe yazıları yazdım. Müzisyen ismini verdiğim bu köşede hem müzik yazarlığı yaptım, hem de müziğin mutfağındaki değerli isimlerle söyleşiler gerçekleştirdim. Şu sıralar Müzik Ekspres‘te yazmaya devam ediyorum.

2. kitabım Acının Rüyaları Beyaz 2012 Ekim’inde yayınlandı. 13 seneye yayılan çoooook uzun soluklu bir çalışma oldu… Çekmeceleri boşalttığımda yıllardır birikmiş olan yüzlerce şiir düzenlenmek için beni bekliyordu. İlk kitabımla anlattığım küçük kız masalları, yerini genç kadın hikâyelerine bıraktı… Yine de büyüdüğümü söyleyebilmem zor… 

Bütün bunlar olurken merak saldığım Pilates’i hangi araya sıkıştırdığımı ve hangi ara Pilates eğitimlerine gidip dizi dizi eğitmenlik sertifikaları düzdüğümü sormayın.  2015’te dizginleyemediğim sporcu kişiliğimin bana verdiği yetkiye dayanarak,  G&G Studio‘yu kurdum. Pilates derslerini verdiğim stüdyomda Yoga, Zumba ve Bale dersleri de verilmekte. Ha bir de derslerden arta kalan zamanlarda reformer aletlerinden birinin üzerinde gitar çalan bir eğitmene rastlarsanız şaşırmayın. 🙂